Ülke sporunun gurur kaynağı bir kez daha sahne aldı: Atletizm… Genç sporcularımız tarihe geçen başarılara imza attı.
İstanbul’da düzenlenen Türkiye U20 Salon Atletizm Şampiyonası’nda kürsüye çıkan gençlerimiz, sadece madalya kazanmadı; aynı zamanda bu ülkenin spor adına hâlâ umut üretebildiğini de herkese gösterdi.
Bir eğitmen ve spor yazarı olarak değil, bu ülkenin spora gönül vermiş bir vatandaşı olarak söylemek gerekir ki; göğsümüz bir kez daha kabardı.
Elbette bu başarıda en büyük pay, gecesini gündüzüne katan sporcuların… Ama onların arkasındaki görünmeyen kahramanları da unutmamak gerekir: Antrenörler, aileler, Atletizm Federasyonu başkanı ve yönetimi… Tüm zorluklara, imkansızlıklara, yetersiz bütçelere, tesis eksikliğine rağmen pes etmeyen bir yapıda, disiplinle, azimle yapılan çalışmaların ürünü bir kez daha gözler önüne serildi…
Hepsini yürekten kutlamak gerekir. Çünkü bu başarılar, tesadüf değil; doğru planlamanın ve sabrın ürünüdür.
Atletizm, bireysel bir branştır. Ölçülebilir, tartışmasız ve nettir. Saniyelerle, santimlerle ilerlersiniz. Hak eden kazanır, emek boşa gitmez. Bu yüzden de uluslararası arenada ülkenin vitrine çıkabileceği en güçlü branşlardan biridir.
Buse Savaşkan’ın olimpiyatlarda final yarışması, sadece bir spor başarısı değil; genç nesiller için bir yol haritasıdır, bir rol modeldir, bir hayaldir.
Ancak asıl soruyu sormaktan artık kaçamayız: Atletizm, bu ülkede hak ettiği değeri görüyor mu?
Ne yazık ki cevabı hepimiz biliyoruz. Başarı geldikçe alkış var, ama sistemli destek hâlâ yok.
Sporcular, antrenörler ve aileler bin bir türlü imkânsızlıkla mücadele ederken, devletin bu tabloya artık daha ciddi bakması şarttır.
Atletizm, bütçesiyle, altyapısıyla, tesisleşmesiyle ayrı bir planlama gerektirir. “İdare edelim” anlayışıyla bu iş yürümez.
Tabii ki konumuz atletizm ancak diğer bireysel branşları da göz ardı etmemek gerekir. Cimnastik, Tenis, Yüzme, Bisiklet, Atıcılık, Masa Tenisi, Güreş gibi daha birçok farklı bireysel branşta çok önemli başarılarımız var.
Bu ülke, uluslararası arenada sürdürülebilir başarı istiyorsa, bireysel branşları artık ayrı bir yere koymak zorundadır.
Çünkü burada yatırımlar boşa gitmez. Çünkü buralarda yetenek var, çalışma var, disiplin var. Eksik olan tek şey, güçlü ve sürekli destek mekanizmasıdır.
Gençlerimiz kürsüye çıkarken biz sadece gururlanmakla yetinmemeliyiz. O kürsüye çıkana kadar neler yaşandığını da görmek zorundayız.
Artık gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmiştir: Başta atletizm olmak üzere bireysel branşlar bu ülkenin en büyük gururlarındandır ve bu gurur, çok daha fazlasını hak etmektedir.






YORUMLAR