Şampiyonluk hedefiyle sahaya çıkan iki takımın mücadelesi, kağıt üzerindeki iddianın sahadaki karşılığını veremedi.
İlk yarıda GG’nin, ikinci yarıda ise DTB’nin parladığı anlar oldu belki… Ama toplamda ortaya çıkan oyun, şampiyonluk mücadelesi veren iki takımdan çok, yönünü bulamayan iki kadronun vasatı aşamayan çırpınışlarına benziyordu.
Oysa bu takımların kurduğu kadrolar tesadüf değil, yüksek bütçelerin ürünüydü. Harcanan milyonların, sahaya estetik bir futbol, tempolu bir oyun, tribünlere nefes aldıran bir kalite getirmesi beklenirdi. Beklenti büyüktü… Lakin gerçek, beklenenin tam zıddıydı.
Bu karşılaşma bize acı bir gerçeği bir kez daha yüzümüze haykırdı:
Ülke futbolu, cebe giren parayla değil; zihne yerleşen vizyonla, sahaya yansıyan disiplinle, oyunu güzelleştirme iradesiyle büyür. Paranın çözemediği, aklın ve çalışmanın tamamlayamadığı bir boşluk vardı sahada… Ve o boşluk bugün her zamankinden daha görünürdü.
Bu yetmezmiş gibi…
Bir de maça hakem yönetimi damga vurdu. Tedirgin düdükler, tutarsız kararlar, oyunun ritmini kesen müdahaleler… Kalitesi zaten düşük olan bir mücadelede, hakemin performansı da adeta karanlık bir gölge gibi oyunun üzerine çöktü.
Kısacası beklentilere hitap etmeyen bir karşılaşma oldu.
Bütçelerin büyüklüğü, kalitenin büyüklüğünü artıramadı….





YORUMLAR