Devre arasında yapılan genel kurul, yönetim ve teknik heyet değişikliği… Kadroda da revizyona gidildi. Kağıt üzerinde “yeni bir başlangıç” havası oluşturulmak istendi. Ancak Gönyeli karşısında sahaya yansıyan tablo, değişenin sadece isimler olduğunu gösterdi.
Yenicami, sezonun ikinci devresinin ilk maçında kendisi gibi düşme potasında bulunan Gönyeli ile oynadı. Bu maç her iki takım için de altı puanlık bir finaldi. Gönyeli bunun farkındaydı, Yenicami ise değil. Sahadaki görüntü her şeyi açıkça anlatıyordu.
Yenicami’nin oyunu, ilk devreden zerre kadar farklı değildi. Ne bir plan vardı, ne bir oyun aklı…
Maçın başından sonuna kadar yapılan gereksiz pas hataları, kontrolsüz top kayıpları ve anlamsız tercihler takımın ne kadar hazırlıksız olduğunu gözler önüne serdi.
Oyuncular adeta sahada ne yapacaklarını bilmiyordu. Pas verilecek yerde çalım, çalım atılacak yerde pas. Bu karmaşa futboldan çok çaresizliği andırıyordu.
Futbol yalnızca koşmakla, mücadele etmekle oynanmıyor. Futbol, doğru zamanda doğru kararı verebilme oyunudur. Yenicami bu sınavdan sınıfta kaldı.
Gönyeli ise tam tersine, maçın değerini bilen bir görüntü çizdi. Daha istekli, daha agresif ve daha organizeydiler. Özellikle yabancı oyuncular takımı sırtladı. Önde baskı kurdular, golü de buldular. Skoru koruyamamış olmaları Yenicami adına bir şanstı. Çünkü Gönyeli yakaladığı pozisyonları değerlendirebilseydi bu maç çok daha farklı bir skorla bitebilirdi.
Yenicami bu sonuca sevinmelidir. Zira maç boyunca üretilen tek ciddi pozisyon ofsayt gerekçesiyle iptal edilen goldü. Bunun dışında rakip kaleyi tehdit eden, umut veren bir atak dahi yoktu.
Bu oyunla Yenicami’nin gideceği yer bellidir. Daha basit oynamayı öğrenmeden, uzun topları doğru kullanmadan ve pas trafiğini oturtmadan bu tablodan çıkmak mümkün değil. Aksi halde play-out hattı değil, daha ağır bedeller kapıdadır.
İsimler değişmiş olabilir ama futbol değişmemişse, sonuç da değişmez.






YORUMLAR