Küçük Kaymaklı karşısında puana daha çok ihtiyacı olan taraf Mormenekşe’ydi. Ligin bu aşamasında her puanın hayati olduğu haftalardan geçiliyor. Böylesi maçlarda estetikten çok sonucun ön plana çıkması anlaşılabilir. Nitekim sahada hırs vardı, temas vardı, mücadele vardı.
Ama futbol adına ne vardı?
Açık konuşalım… Göze hoş gelen tek bir organizasyon, planlı tek bir hücum seti, akıl kokan tek bir oyun zekası izleyemedik. Top çoğu zaman bilinçsizce ileri şişirildi. Orta saha üretkenlikten uzak, kenarlar etkisiz, oyun kurulumunda sabır yoktu.
Karşılıklı atılan iki penaltı dışında hafızada kalacak bir pozisyon söylemek zor. Goller oyunun doğal akışından değil, düdüğün işaretinden geldi. Geriye kalan 90 dakika ise tam anlamıyla bir kördöğüşüydü.
Asıl mesele şu: Bu sadece iki takımın sorunu değil. Bu, ülke futbolunun aynasıdır.
Biz yıllardır “mücadele iyiydi” cümlesinin arkasına sığınıyoruz. Sanki mücadele etmek ekstra bir meziyetmiş gibi anlatıyoruz. Oysa mücadele zaten olması gereken asgari şarttır. Futbolu futbol yapan; organizasyon, oyun planı, teknik kalite ve zihinsel disiplinidir.
Alt yapılarda eğitim eksik, kulüplerde sabır yok, teknik direktör değişiklikleri sıradanlaşmış. Oyuncu gelişimi yerine günü kurtarma anlayışı hâkim. Sahada taktiksel zenginlik göremiyoruz çünkü sistem üretmiyoruz. Üretmediğimiz için de her kritik maç bir sinir harbine, bir tesadüfler zincirine dönüşüyor.
Tribündeki seyirci haklı olarak heyecan istiyor, kalite istiyor. Ama biz hâlâ sertliği, gerilimi ve kaosu futbol sanıyoruz. Oysa kaostan sadece kısır döngü çıkar.
Mormenekşe için alınan ya da alınacak her puan elbette değerlidir. Ancak mesele sadece ligde kalmak ya da bir maçı kazanmak değil. Mesele oyunun kalitesini yukarı taşımaktır.
Çünkü bugün sahada izlediğimiz şey bir futbol gelişimi değil, yerinde sayışın hatta geriye gidişin göstergesiydi.
Mücadele vardı….
Ama futbol yoktu.
Maçın hakkını sorarsanız maçın hakkı beraberlikti.





YORUMLAR